Ne ABD örtülü ödenekleri ne Soros finansı ne de AB fonları... Sadece okurlarının satın alabildiği gazete...
Anasayfam yap | 
Künye | 
İletişim | 
Reklam
03 Eylül 2010 Cuma   Güncelleme:11:41:29
Dolar Alış: 1.5054 Satış: 1.5127 Euro Alış: 1.9298 Satış: 1.9391
Yazarlar
 08 Mart 2010
Yazı büyütYazı küçült
Altemur KILIÇ
altemurkilic@ttmail.com

Aşağılanma ve aşağılıklar

Ahmet Altan’ın Taraf gazetesindeki son yazısına bakınca, önce gözlerime inanamadım, “hayal mi görüyorum”  dedim... Acaba Altan’ın başına damdan tuğla mı düşmüş, hidayete mi ermişti? Altan, yazının başında, son danışıklı “soykırımı dalaveresi” üzerine benim demek istediklerimi, doğrusu, benden çok daha açık ifade etmiş. Özetle: “Herkes televizyonlarının başında oturmuş milli maç seyreder gibi heyecanla seyrediyor. Ne oluyor? Amerikan Kongresi’nin bir komisyonu “Ermeni soykırım” tasarısını oyluyor. Kongre kulislerinde yapılan karşılıklı hamlelerin sonucunda “maçı” 23-22 kaybettik... Ve kıyamet koptu... Bütün bu gürültü patırtı arasında benim en çok sevdiğim yorum, bu kararı kınayan bir konuşmacının “Türkiye artık kolayca aşağılanabilecek bir ülke değildir” demesi oldu... Amerikan Kongresi’nin bir komisyonu “soykırımı” kabul edince biz “aşağılanmış” oluyoruz. Aşağılanma, elâlemin parlamentosunun bir komisyonunda verilecek iki üç oyun nasıl olacağını milyonlarca insanın heyecan içinde beklemek zorunda kalmasıdır. Aşağılanma, bütün ulusal kimliğinin bir komisyon kararıyla belirleneceğine inanmaktır aşağılanma, başkasının parlamentosundan çıkacak kararı tırnaklarını yiyerek beklemek zorunda kalmaktır aşağılanma.” 
Altan buraya kadar haklı, ben de yazdım; Amerikalıların, Avrupalıların, tarihteki kendi cinayetlerini unutarak, hüküm vermeleri, hatta yasalarla tescil etmeleri ve daha da ileri giderek, “soykırımı” yalanına karşı gelenlere, hatta dürüst tarihçilere ceza vermeleri “aşağılıktır”. Fakat son defa da olduğu gibi, “maç” sonucunu heyecanla beklemek ve “kaybedince” de karalar bağlamak, dövünmek, daha da ileriye giderek “nerede hata yaptık” diye kendimizi suçlamak, gerçekten “aşağılanmaktır”, kendi kendimizi  “aşağılamaktır”! Bu, yıllardan beri süren bir “milli mazoşizmdir”!

Aşağılık insanlar
Fakat asıl “aşağılık” kendi içimizdeki sözde aydın ve yazarların, sözde soykırım iddialarını olmuş diye kabul edip bunları ispat etmek için tarihi olayları tahrif eden, sözde sorumlu, devlet adamlarımızı, idarecileri, suçlamalardır... Bu “aşağılıktan” da aşağı çukur kişiler, tarihteki Taşnak-Ermeni mezaliminden, hiç söz etmezler. Talat ve Cemal paşaların alçakça katledildiklerini, hatırlamazlar... Ve son yıllardaki  “ASALA” cinayetlerini görmezlikten gelirler! Mesela, 1919’da Amerikan Kongresi tarafından topraklarımızda “Büyük Ermenistan’ı” kurmak göreviyle Güneydoğuya gönderilen ABD Generali Harbord’un soykırımı yalanlayan fakat Ermeni mezalimini anlatan raporu hasıraltı edilmemiş, kaybolmamışsa neden bilimsel araştırmalarında bundan söz etmezler? Ve bizi böyle “aşağılanmak” durumuna getirenler kimlerdir?.. Hep aynı kişiler, AB’ciler, Amerikancılar, PKK-Kürtçü yanlılar, Ordu ve T.C. düşmanları, Atatürk düşmanları ve “Hepimiz Hrant Dinkiz” diye bağıranlar! Tesadüf mü? Merak ederim; bu insanlar, acaba kendi milletlerinin çıkarlarına ve değerlerine neden bu kadar düşmandırlar diye? Entelektüel ukalalık mı? “Rant-fon” karşılığı mı yoksa ataerkil karmaşık mı? Hepsi bir arada!

Ne yapmak gerekir
Bu noktadan sonra millet olarak, Hükümet olarak ne yapacağız.. Nefeslerimizi tutarak korku veya umutla, “tasarı” Kongrede de kabul edilecek mi diye bekleyecek miyiz? Engel olmak için Kongre nezdine heyetler mi göndereceğiz? Yoksa bazılarının tavsiyesine göre, önleyici vuruşla Protokoller imzalayacak, Ermenilere “kapılar” açacak mıyız? Hâlâ anlamıyor muyuz ki bu tasarı, “Ermeni açılımını” dayatmak için şantajdır... Tasarı geçse ne yazar, geçmese ne yazar?
Böyle bir durumda Mustafa Kemal-İsmet Paşa ne yaparlardı? Önce ülkemizi böyle edilgen hale getirmezler; Başbakanın yaptığı gibi “kükremekten” öte, Cumhurbaşkanının yaptığı gibi “teessüflerini” beyan etmekten öte “gerekenleri” yaparlardı.
Türkiye, gerçekten çok büyük bir ülke ama açılışlarda kükremekle, “otobanlar” yapmakla, bunu dünyaya anlatamaz... Gerçek milli irade ve duruş gerek! Nerede?

3950 defa okundu


Yasal Uyarı:
Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeniçağ Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş'ye aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Paylas:
Yazarlar
Ahmet ÜNAL
-Dışa dönük Milliyetçilik!
Anibal GÜLEROĞLU
-‘Machete’ öldürmeye devam ed...
Altemur KILIÇ
-Emretme komutanım!
Arslan BULUT
-Müslüman Kalvinistler ve AKP zulmü
Behiç KILIÇ
-Çakma ülkücülerin referandum şenlikleri!..
Esfender KORKMAZ
-Referandumun içinde ne var? (II)
İsrafil K.KUMBASAR
-'Eskiyi' satışa çıkaran şu 'eskimiş' ülk...
Mustafa ASLAN
-Recebandum oylaması
Özcan YENİÇERİ
-13 Eylül sonrası soruları
Sabahattin ÖNKİBAR
-Kürt kanı diyor, Türk Milleti diyemiyor!
Savaş SÜZAL
-Türk-Amerikan ilişkileri gerçekten kötü,...
Selcan TAŞÇI
-Burun farkıyla yırttılar
Murat TAŞKIN
-Trabzonspor’da birileri kaşınıyor?
Şekip HAZAR
-Vay ‘tatlı su kurnazları’ vay!
Tüm Yazarlarımız